"Çeyrek asır dahi etmeyen şu ömrümün her zerresini değer görme ihtiyacımın mahcubiyetiyle yaşadım.."
22 yaşımdayım şu sıralar ve kendime dair bir şeyleri yenice keşfediyorum. İlginç geliyor ama keyifli de zamanla birlikte geçip gittiğimiz yollardan her daim yeni şeyler öğrenebilmek.. Hayret'le yaşamanın hikmeti de diyebiliriz buna.
Hayat ne ilginç, en kıymet verdiğimiz yerimizden yaralanıyor en beklemediğimiz yerlerdense yardım alabiliyoruz. Kiminin kanattığı yarayı kimi sarıyor, sevgisiyle iyileştiriyor..
Hayat bizlere dalımızın biri solarken başka bir daldan filizlenebilmeyi öğretiyor diye yorumluyorum ben bunu.
Hayata dair bu kadar iyimser ve umutluyken kendimize dair cellad-ı felek kesiliyoruz. Genelleme yapmayayım ama ben kendimin Cellad-ı Felek' iyim 22 yıldır.. Çocukluğumu bu suça dahil edemem, 10-12 yıldır diyelim..
Bugünse istifa ettim. Artık kendimin Nasib-i Rahmet' i görevini üstleniyorum. Nereye kadar bilmem ama başlamaya niyet ettim bugün itibariyle. Ve bana yepyeni, dupduru, huphuzurlu bir pencere açtı bu görev, bu bilinç;
Başarılı biri olduğumu keşfettim mesela,
güzel, beğenilen bir kız olduğumu mesela,
naif biri olarak hatıralarda yer ettiğimi ve çizgimi koruduğumu,
donanımlı olduğumun düşünüldüğünü,
çok yönlü ve nadide biri olduğumu,
derin bir tebessümümün olduğunu ve gülmenin çokça yakıştığını,
değerli olmak için işe yarar olmam gerekmediğini,
çabalayıp durmasam da kıymet görebildiğimi,
halihazırda çokça takdir edilen ve değer verilen biri olduğumu..
KEŞFETTİM. FARK ETTİM..
MUTLULUKTAN BU FİLİZLERE GÖZYAŞLARIMLA CANSUYU OLDUM..
Ve evet tüm bunlar benim için çok kıymetli olan, olmak istediğim kişinin özellikleri olan ve canhıraş çabaladığım, her düştüğümde bana yakışanı yapmak için kalktığım, tutunduğum, yaslandığım dallar..
Bugün öğreniyorum ki meğer ben bunların tümüymüşüm. Hiçbiri olmaya çalışmama gerek yokmuş. EN ÇOK DA DEĞER GÖRMEK İÇİN BİR ŞEY OLMAMA/ YAPMAMA.. GEREK YOKMUŞ. BEN ZATEN OLDUĞUM HALİMLE ÇOKÇA DEĞERLİ VE KIYMETLİYMİŞİM..
Çeyrek asır dahi etmeyen şu ömrümün her zerresini değer görme ihtiyacımın mahcubiyetiyle yaşadım..
Umarım bu ihtiyacı bana mahcubiyetle yaşatan ruhumdaki hastalıklara galip gelebilirim bir gün..
Umarım..
Şimdi aklıma geldi de, ben hep kanser olmaktan korktum. 10 yaşımdayken bile korkuyordum. Şu an fark ediyorum ki zaten beni günden güne yiyip bitiren bir kanserim varmış, yalnızca bedenimde değil de ruhumda olan bir kanser.. Onu yadırgamıyorum, lanetlemiyorum. Bugün olduğum halimde onun da emeği var ama artık yeter, ben eksik gedik var olmaya devam etmek istemiyorum. Acziyetimi bütünüyle kabulleniyor ancak seni acziyetime dahi bulaştırmak istemiyorum. Kemoterapiyle değilse de senden kurtulmanın bir yolunu bulacağım. İlk adımı bugün attığım gönül rahatlığımla şimdilik gidiyorum. Ama bu burada bitmedi bilesin; yalnızca yeni başlıyoruz..
