Otantik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Otantik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2024 Cumartesi

Duygularıma Sevgilerimle:))




 Sevgili Şeyma ve Sevgili Duyguları,

Size uzak hissediyorum, temas edemediğimi ve de... Ve' desi yok.. Sizsedim ama sanki yerinizi gereksiz bir bilinmezliğe bırakıp beni terk etmişsiniz gibime geliyor. Nerelerdesiniz söyler misiniz?..

Ben Şeyma. Ben duygularını tanıyan, anlamlandıran, adlandıran, ve onlarla karar alan Şeyma. İdim. Şimdiyse değilim. Duyumsayamıyorum. Bazı kıymet verdiğim arkadaşlıklar bitiyor ama üzülemiyorum. Psikolojiye yeni başlayan 1.sınıflara kendi üniversite hikayemi anlattığım bir etkinlikte konuşmacı oluyor ama gurur duyamıyorum. Çok çabalıyor ama başarılı hissedemiyorum. Annemle kavga ediyor ama öfkelenemiyorum. Amigdalam, noldu sana, yoksa küstün mü bana?!.

Bilinmezliğim, hissizliğim, duyumsuzluğum, adlandıramayışım, anlamlandıramayışım, söyler misiniz siz hangi duygumsunuz? Neyin ifade biçimisiniz, lütfen söyler misiniz?!.

Yorgunluğum, söyler misin ne iyi gelir sana yaşamaktan kaçmak dışında?.. Fiziksel anlamda da, duygusal anlamda da, düşünsel ve ruhsal anlamda da ziyadesiyle yorgunum. Bu yüzden olsa gerek; arda kalan tüm enerjimi bunları yok saymaya harcıyor oluşum. Terk edilmişliği kaldıramayacak hissediyor ve üzüntümü yok sayıyorum. Üzüntümü yok saymamdan ötürü gurur duyulmayı da hak etmediğim kanısıyla onu da yaşayamıyorum. Sonra tüm bunlara gereken önceliği vermediğim için içten içe haykıran öfkeme de kendini ifade etmesi için fırsat tanımıyorum. Kendime karşı bu hırçınlığım nedir, nedendir anlamıyorum. Derdin ne Şeyma benimle, seninle, kendinle?!. Neden izin vermiyorsun yaşamama, bütünüyle, yanlışlarıyla, gelişine, salıvermişcesine.. Neden?!.

Bilmiyorum..

Tüm derin duygulardan, düşüncelerden, hayallerden, umutlardan kendimi sakınıyor ve gündelik yaşamın sığlığında, sıradanlığında boğuluyorum. Bir balık gibi hissediyorum, suda yüzmeyi bilmeyen havadaysa nefes dahi alamayan. Bu yüzden batıp batıp çıkıyorum. Yerim yurdum, yaşam alanım neresi bilemiyorum. Ait hissedemiyorum. Biraz korkuyorum galiba. Yaşamaktan. Biraz da yaş'ayamamaktan. YAŞ'AYAMAMAK.. Yaş alırken, zaman hesapsız kitapsız akıp giderken ayık olamamaktan, farkında olamayacağım her şeyden. Korkuyorum.. Yanlış yapmaktan. 

Bunun sebebinin ben olduğumu sanmıyorum yine de. Ben spontan biriyim. Otantik olmak yolundayım. Olanı olduğu gibi kabul etmekten yanayım. Bundan ötürü de sürekli olarak "bak dikkatli ol Şeyma, aman yanlış yapma Şeyma, biraz da mantığın çerçevesinde hareket et be Şeyma" dozunda uyarılarla muhatap olup durmaktayım. Bu da sürekli "acaba neyi yanlış yapıyorum da bunca uyarıya maruz kalıyorum?" sorusunda takılı kalmama sebep oluyor. Yaşıyorum ama korkarak velhasıl. Spontanlığa, akıl mantık dışında duygularıyla kararlar almaya müsade edilmeyen, kabul görülmeyen bir dünyada.. 

Yine de şu satırları fısıldamak isterim korkutup çekindirdiğim, var olmalarına müsade etmediğim duygularıma:

Meltemin estiği gökyüzünde seni bekleyen 'özgürlük' var

Gel gör ki sen;

"ya düşersem?" diye sorup duruyorsun.

Peki canımın içi,

ya uçarsan..

Mutmainistan

“MUTMAİNİSTAN” Neresi mi Mutmainistan? Bir ülke değil. Bir durak da değil. Bir varış noktası hiç değil. Mutmainistan, insanın kendin...