az önce kulaklığıyla pürdikkat kuran dinleyen abime 'böh!' dedim ve ödü koptu. kulaklığı öyle bi çıkardı ki kafama fırlatcak sandım. neyseki 'kaybol çocuk' demekle yetindi.. saolsun.
bunun ötesinde, bugün ilk defa uluslararası bi kongrede yaptığımız araştırmayı bildiri olarak sundum. ne cesaret bilmiyorum ama 'sunmak isteyen var mı?' dediğinde başvuruyu yapan arkadaş, gönüllü olan bi ben oldum. ilginçtir. ekran maymunu olduğumdan değil üstelik, öne çıkmak gibi heveslerim de yoktur ama 'okey ben yaparım, en fazla nolabilir ki, bunu da deneyimleyeyim' dediğim için . hayata her bişeyi de deneyebilirim gözüyle baktığım için.
içeriye geçmekten korkuyorum. abimin gözüne görünmeye yüzüm yok bugün. ama balkon çok soğuk. bi kahve içip ayılmalı mıyım, yoksa yatağıma gidip bayılmalı, deliksiz uyumaya mı çalışmalıyım?? kararsızım.
güya keyif yapcaktım bildiri sunumundan sonra eve gelip. keyif için aburcubur alışverişi bile yaptım. en sevdiğim şey olan şeftalili meyve suyundan da aldım. ama eve gelip sadece boş boş uzandım. telefonla oynadım. rezil bi çocuğum. her konuda. çocuk? bugün 40 küsür yaşlarındaki hocalarla aynı ortamda sunum yaptım ve oradaki görevli kızlar 'hocam' diye hitap edip duruyorlardı. ve biraz onure olmuş olabilirim. saygınlık belirtisi olan 'hocam' diyişler içime işledi çünkü. yine de rezil bi çocuğum kabul etmeliyim ki..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder